ENSTITÜ YOLUNDA

ANILAR


 ENSTITÜ YOLUNDA ilkokulu dedernin yan ı nda, Abana'da okuyordum. Köyümüz Ye şilytı va'da (Gedos) e ğitmen olan babam Necati Y ı lmaz (ölümü 1987), beni Gölköy'e yollamak isteyince, ilkokulu bitirmeme yirmi gün kala, köyümüze yaya yarı m saatlik be ş .smı fl ı komş u köy Yakaba şı 'na (Yaylas) gitmeye ba şlad ı m. Kent okulları ndan enstitülere öğrenci almmı yordu. S ı nı fı n çalışkanlar ı aras ı nda olmama kar şı n, son sı n ı fı Abana'da (sı n ı fta bı rak ı larak) iki kez °k ı l ınan], derslerimi çok yalmlaş tı rmış tı . Bu durum Gölköy'deki ö ğrencilik ya şamı m' da etkileyecek; ilgi alan ı m ba şka yönlere de kayacakt ı . Yakaba şı tndan Mustafa Gözlüklü de (bugün Almanya'da) benimle Gölköy'e gidecekti. Babam, sa ğl ı k belgelerimizi hazı rlatı p başvurularıını zı yapt ı rdı ; 3.500 TL yükümlülük getiren güvence belgelerimizi (kefalet senedi) haz ı rlatt ı . Öğ- retmen olursak 20 y ı l (sonradan 7,5) köylerde çal ışacakt ı k. 30 - SON KÖY ENST İ TÜLÜ ilçe Abana'nm hiçbir yerle karayolu ba ğlant ı sı .yokt ı .• Motorla deniz yoluyla iki saatte İ nebolu'ya ç ı ktı k..Oradan da otobüsle yedi saatte, 90 km olan Kastamonu yolunun 80. km'sindeki Şekerköprü'yc ula ş t ı k. Ak şam olmu ş tu. Babam yolu, bildiğinden. 2 k ı nlik enstitiiye yürüyerek gitmemiz zor olmad ı . Mustafa Gözlüklü ve ben, ellerimizde tahta bavulları mı zla be ş y ı l sürecek olan yeni bir ya şamı n e ş i ğ indeydik. Enstitüye yeni gelen çocuklar ı n kı lı kları çok peri şandı r. Erkekler yamal ı birer gömlek giymi şlerdir. Bunlar bazan tamamen liğme li ğmedir. Dar birer şerit halindeki yakalar çe ş itli renklerde ve türlü büyüklüklerde dü ğmelerle doludur. Bir potur veya ş alvar giyenler oldu ğu gibi, sadece iç donu ile gelenler de vardı r. Çorap ya hiç yoktur, veyahut eskimi ş bir çift yün çorap vardı r. Ayakları na çarı k, yemeni, kundura, fotin, bazan da iskarpin giyenler bulunur. Yal ınayak gelenlerin say ısı da az de- ğildir. İ ç çama şı rları , yalnı zca sı rtları ndaki eskilerden ibarettir. Kendi kı lığı ile bir gün dahi bekletilmesine raz ı olunamayacak biçimde gelenler bulunur. İ smail Safa Günçr, Köy Enstitüleri Hat ı raları , Kendi Yayı nı , 1963, sayfa 16


*



SON KÖY ENSTİ TÜLÜ 21 KÖY ÖĞRETMEN OKULLARI Eğitmenlerin ço ğalması yla, 3. sı n ı fı bitiren köy çocukları nı n iki yı l daha okuyarak 5. s ı n ı fı bitirmeleri gereksinimi ortaya ç ı ktı . Bu, köy öğretmen okullar ı (daha sonra köy enstitüleri) için kaynak soru ıı uydu. Köy öğretmen okullar ı yat ı lı d ı r. Öğrenim süresi üç yı ld ır (ortaokul düzeyi). Köylerde yeterli be ş sı n ı fl ı ilkokul bulunmad ığı ndan, 3. sı nı flar ı bitirenlerden de (4 ve 5. s ı nı fları orada tamamlamak üzere) haz ı rl ı k sı nı fları na öğrenci alı nı r. 4 ve 5. sı nı flar için köy bölge okullar ı daha sonra aç ı lacaktı r. Köy enstitülerinin denemesi olan e ğitmen kurslar ı ve köy öğretmen okullarm ı n önceden haz ı rlanmış bir izlenceleri yoktu. Bu okullar ı n örneği dünyada yoktu. Her okul, çevresel koşulları da gözönüne alarak ö ğretmen, öğrenci ve usta öğ- reticilerin katk ı ları yla (köy enstitülerinin ilk y ı lları nda da, 1943'e dek) izlencelerini kendileri yapt ı lar. Bu okullarda tarı m, sanat ve meslek dersleri de vard ı . Köy öğretmen okulunun ilki 1937'de Kı zı lçullu'da ( İ zmir); ikincisi yine o y ı l Mahmudiye'de (Eski şehir-Çifteler), üçüncüsü 1938'de Edirne Karaa ğaç'ta (daha sonra Lüleburgaz-Kepirtepe'ye ta şı nd ı ) ve sonuncusu olan dördüncüsü de 1939'da Gölköy'de (Kastamonu) aç ı ld ı . Bunlardan son üçü, eğitmen kurslar ıııııı yerlerinde aç ı ldı . ... Ahmet Emin Yalman, "evet, hemen hemen bütün köy enstitülerini gezdim„ gördüm" diyerek konu ş mas ı na ba ş lad ı . Birkaç dakika konu ş tuktan sonra sözlerini ş öyle sürdürdü: "Bence köy enstitüleri davas ı , köy okullar ı için ş ukadar y ı lda ş ukadar ö ğretmen yeti ş tirme sorunu değ ildir. Köyün dertlerini ve gereksinimlerini tetkik için kurulmu ş bir araç hizmetini görmesi de öz say ı lmaz. Bu giri ş imin yurt ölçüsündeki önemi, bize, Türk halk ı n ı n yaratma yeteneklerini, pisikolojik e ğ ilimlerini en özlü bir biçimde tan ı tmas ı d ı r. Köy enstitüleri sayesinde, ezberden edindi ğ imiz birtak ı m çağd ışı dü şüncelerden kurtulmuş ; bu yurtta nas ı l i ş görmek gerekti ğ ini, hangi yöntemlerle bu halktan verin al ı nd ığı n ı öğ renmi ş bulunuyoruz..." Abdullah Özkucur, Il•sanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü, Selvi Yay ı nları ., 1990, sayfa 147 22 SON KÖY ENST İ TCLO TONGUÇ DAM AKTAR ı c ı s ı .. Ilgaz ormanlar ı ndan geçerken hava gözünü suland ı rd ı . Ya ğmaya ba ş lad ı . Tonguçlar .yoluna devam ediyorlard ı . Neden sonra ya ğmurun hı zı kesilir gibi olmu ş , onlar da bir köye ula ş - mış lard ı . Bir orman köyüydü bu. Yollar ı n ı n üstündeki okulu görünce tepip geçmek olmazd ı . Hele bir gezelirn diye jibi okulun yan ı na çektiler. (•)Ba ş öğ retmen isteksizdi. 'i ş iniz mi yok be adamlar, yolcusunuz madem, çekip gidin yolunuza. Okul sizin neyinize? . şı k düşünceler geçirdi içinden. Derlenip topar- gibilerden karma lan ı p okulun anahtarm ı getirdi. Kap ı y ı açt ı . Bu yolcular İ !) okulu gezdi. Damla için konulmu ş birkaç kap gördüler yerde. Bunlardan biri kendi masas ı n ı n üstündeydi. Belli ki, yukardan ya ğ - mur daml ı yordu. Tonguç sordu: - Ak ı yor galiba?' '- Evet e fen di m (--•) '-Peki, bu okulun akint ı s ı n ı önlemek için köylüler bir şey yapmı yorlar mı ? Sözgelimi muhtara söylediniz mi? '- Yok, muhtara söylemedim. Ama Çank ı rı Milli Eğitim Müdürlüğüne üç kez yazd ı m. Karşı l ı k bile vermediler.' '- Siz bu ak ı ntı n ı n nereden geldi ğ ini ara ş tı mı ?' Baş ö ğretmen darland ı . Cam sı kı ldi, 'Adam boyuna dikine tı raş ediyor yahu!' diye geçirdi içinden. Birden patlay ı vardi: Ben baş öğretmenim. Benim görevim dam aktarmak de ğil' deyince Tonguç ve yan ı ndakiler birlikte d ışarı ç ı ktı lar. Okul yeni yap ı ldığı ndan, bahçenin kenar ı nda artm ış kiremitler vard ı ., Ağaçtan bir merdiven de uzan ı p duruyordu yerde. Tonguç, yerde uzanan merdiveni kapt ığı gibi, baş ö ğ retmen odas ı n ı n dengine getirip dikiverdi. Hemen çat ı ya ç ı ktı . Kı rı k kiremitler 'biz buraday ı z' diye kendini gösterip duruyordu. Onlar ı al ı p a ş a ğı ya att ı . Aşağı dakiler yerde duran iki sa ğ lam kire ı nidi uzatt ı Tonguç'a. Tonguç onları yerle ş tirdi. Bir ba ş ka k ı rı k kiremidin oldu ğu yeri, s ı nı fı n içini gezerken a ş a ğı yukarı bellemiş ti. Yürüyüp oray ı da buldu. Pat pat oradaki iki kiremidi de aşa ğı att ı . Biraz önce oldu ğu gibi aşa ğı dan uzat ı lan iki kiremidi de oraya yerle ş tirip, a ş a ğı ya indi. Bu arada ba ş ö ğretmene dönerek, sakin bir biçimde: '- Eğer gene okulunuzun dam ı akarsa, Çank ı rı 'ya yazman ı za gerek yok. Bana yaz ı n. Ben hemen gelip, ne gerekiyorsa yaparı m. Benim adresim burada yaz ı l ı ' diye kart ı m uzat ı p,beraberindekilerle birlikte jibe binip yollar ı na devam ettiler. Mehmet Cimi, Tonguç Baba, Akyüz Yay ı nları , 1990, sayfa 220 SON KOY ENSTİ TÜLÜ 23 Kı zı içullu, eski Amedkan Kolejinin yerinde aç ı lmış t ı r. Buran ı n alt ve üst yap ı sı hazı r olduğundan, öteki köy öğretmen °kullan ımı sı kı ntı sı ya şanmad ı . Öteki üç okul devlet çiftliklerinde kurulmu ştur. Bu okullara köyde do ğmuş ve köyde okumu ş öğrenciler al ı nı rd ı . ... Bütün bu i ş ler hep kireç karışı m') ile yap ı ldığı için, in- ş aat mevsiminde ellerimiz peri şan oluyordu. İ ri iri çatlaklar, nas ı rlar, on kere sabunlasak bile ç ı kmayacak kireç beyazl ığı . sanat ı miz ı rr in şaatç ı l ı k oldu ğ unu hemen ortaya kordu, Hele urbalarmhz ı n paçaları ndaki, potinierimizdeki kireç darnlalar ı ... Ama biZ bunlar ı ayiplamaz, küçümsenı ez, tam tersi, çal ış m ış insan görüntüsü oldu ğu için ki ş iyi de ğerlendirir, yüceltir bilirdik Bütün binalar ı mı z ı n beton ku ş akları na konulan demir i ş lerini demirci arkada şları mı z, çatı larmt, kap ı çerçeve gibi do ğrama i ş lerini marangoz arkada ş ları mı z yaparlard ı . Hele ikinci y ı ldan sonra inşaatları mı za hemen hiçbir yabanc ı usta eli de ğmedi... Talip Apayd ı n, Köy Enstitüleri Y ı lları , Cem Yay ı nevi, 1978, sayfa 40 KÖY ENSTITÜLERI Köy enstitüleri, 17 Nisan 1940'ta 3803 say ı l ı yasayla kuruldu. Yasaya göre, daha önce aç ılmış olan köy öğretmen okulları (Kı zı lçullu, Çifteler, Kepirtepe ve Gölköy) köy enstitülerine dönüş türülerek, öğrenim süreleri be ş y ı la 'ç ı karı ld ı . O y ı l (1940) 10 yerde daha (Arifiye, Sava ş tepe, Gönen, Aksu, Düziçi, Pazarören, Akp ı nar, Be şikdüzü, Cı lavuz ve Ak- çadağ ) köy enstitüsü aç ı larak say ı 14'e ç ı karı ld ı . Daha sonra da İ vriz (. 1941), Hasano ğlan (1941), Pamukpmar (1941), Pulur (1942), Dicle (1944) ve Ortaklar (1944) köy enstitü- leri kurularak bu say ı 20'ye (1948'de• kurulan Er. is'le 21) ula ştı . Köy çocukları n ı n okumas ı için aç ı lan tek kap ı d ı r köy enstitüleri. Orada okuyanlar ı n hepsinden 'enstitüler imdada yetişmeseydi okuyamazd ı m' .sözünü duyars ı n ı z. Salt bu aç ı dan savunulmaya de ğer köy enstitüleri. Mahmut M•kal, Ağlat ı , 17 Nisan Yay ı nlar ı , 1989, sayfa 172 24 SON KÖY ENSTiTÜLÜ Yaln ı zca köy çocuklar ı nı n alı ndığı enstitüler kentlerden uzakta, çoğ u kez k ı raç yerlerde doğa koş ulları na uygun olarak yerel olanaklarla kuruluyordu. Bunun ba şl ı ca nedeni, köylerde görev alacak ö ğretmenlerin köy ko ş ulları na göre yeti ş tirilmek istenmesindendir. Bu denli çok okulun birden aç ı lması öğrenci bulunması nı zorla ştı rı yordu. I 942'de, üç y ı llı k eğitmenli okullar ı bitire ıı - lerden de "haz ı rlı k" sı n ı fları na öğrenci al ı nması na ba şland ı . Tam i şe ko ş ulacakları dönemde bu çocuklar ı ana-babalar ı ndan koparmak çaba gerektiriyordu. K ı z öğrenci bulabilmek daha da zordu. 2. Dünya Sava şı koşulları ve üstüste gelen kı tlık y ı lları nı da buna eklersek, bu çabalar ı n değeri daha iyi anlaşıl ı r. Enstitüler kendi tüketece ğ ini kendi üretti. Toprak kazmayla, belle, kürekle derinden alt-üst edildi. Ekilen ekinler ba şa ğa durdu. Biçilip harman oldu. Domatesler, patl ı canlar, biberler, havuçlar lahanalar hem etli, hem tatl ı oldu: Topra ğı n ba ğ r ı na sokulan nice kay ı sı , vi ş ne, elma, erik a ğaçları , ba ğ omçalar ı bir güzel tuttu, kök att ı . Yı llarca umars ı z kendi haline b ı rak ı lmış en verimsiz topra ğa sokulan akasya, badem ye ş il ye ş il gülüverdi. Bununla kalmad ı , giderek çiçe ğe durdu. Y ı llar y ı l ı denemeden 'burada bir ş ey olmaz' diyen iinyarg ı l ı , temelsiz dü ş ünceyse böylece yere vuruldu. Mehmet Cimi,'Irongu ı; Baba, Akyüz Yay ı nlar ı , 1990, sayfa 110 Köy enstitülerine öğretmen bulabilmek de zordu. Kente alışan kişiyi köye yollayabilmek kolay olmuyordu. Dahas ı , enstitülerde çal ışma süresi derslerle s ı n ı rlı değildi. Yaz dinlencesi de yaln ı zca 45 gündü. Bu özverilerde bulunabilecek yeterli öğretmen bulunamı yordu. Ba şlangı çta ilkokul öğretmenlerinden, usta öğreticilerden de yararlanma yoluna gidildi. 1943'te Hasano ğlan Yüksek Köy Enstitüsü aç ı larak, öğretmen sorununa köklü çözüm getirildi. Hamidiyeli komş ular enstitüyü öylesine kendilerinin saymış lard ı ki, komşu köylerden ya da ba ş ka bir yerden gelen konukları getirir, kimseye sormadan enstitüyü gezdirirlerdi. M. Rauf İ nan, Köy Enstitüleri ve Sonras ı , Oğretmen Yay ı nları , 1988, sayfa 104 SON KOY ENST İ TÜLD 25 İlk enstitü ç ıkışlı lar 19424 de köylere gitmeye ba şlad ı . 1943'te, köy enstitülerini bitirenler topluca Yüksek Köy Enstitüsüne yolland ı (yaln ı zca Kı zı lçullu ve Çifteler'de son s ı n ı f vard ı ). 1944'te ak ı n ba şladı . 15 enstitüden 1911 öğretmen köylere yolland ı . Köylerde okul yap ı mı da, öğretmen say ı sı na ko ş ut olarak çoğalı yordu. Herkesin kendi köyüne ö ğretmen olmas ı öngörüldüğünden, okul yap ı mı çalışmaları na be ş y ı l oncesinKöy enstitülerinde sistemli olarak herhangi bir toplum-bilimsel ö ğ retinin verilmemesine ra ğmen, özgür düş ünme, okuma ve tart ışma ortamı , yoksul ailelerden gelmi ş enstitü ö ğ rencilerinin toplumsal bozukluklar ve dengesizlikler konular ı nda, kafaları nda kendi kendine baz ı sorular uyanması na yol aç ı yordu. Böylece hiç uMulmadı k bir ö ğrencinin, beklenmedik bir yerde ve hiçbir ard dü şünü olmadan, toplumsal ve ekonomik konularda vardığı düş ünceleri aç ı klay ı vermesi, bu aç ı klamaları n orada bulunan ve bu gibi aç ı klama ve tartış malara karşı son derece hoş görüsüz olan bir k ı sı m yöneticiler tarafı ndan büyütülerek devletin güvenli ği ile ilgili önemli olaylar durumuna getirilmesi, Ankara'da bakanl ı klar arası çatış ma ve sürtüşmelere yol aç ı yor, ço ğu kez Cumhurba ş kan ı na kadar götürülen bir sorun olup çekiyordu. Engin Tonguç, Devrim Aç ı s ı ndan Köy Enstitüleri, Ant Yay ı nları , 1970, sayfa 297 ("(41 enstitünün ba şlangı cı nda çad ırdan ba şka korunak yoktu. *Yap ı ları n' kendileri yapt ı lar. Yap ı lar yükselirken, bir yandan da •bozk ı r yeşile dönüştürülüyordu. 44 saat olan haftal ık izlencenin yarı sı kültür derslerine; yar ı sı da sanat, teknik ve tarı m uygulamaları na ayrı lı rd ı . Eğitim, üretim içinde yapı lı yordu. Bilgi amaç de ğ il, üreticilik ve yaratı cı lı kta bir araçt ı r: e ğ itimin gerçek görevi insan ı güçlendirmek, ya ş am sava şı nda do- ğayı yenebilir ve çevresini de ği ş tirebilir hale getirmektir; insan önce öğrenen ve sonra yapan bir varl ı k olmadığı için, yaparak, yaratarak, küçük ya ş tan katkı larda bulunarak e ğ itilebilir. Bü- tün bunlar, hem bireysel, hem toplumsal yarar için zorunludur. İş te, köy enstitüleri, "i ş içinde eğitim" ilkesinden hareket ederek, bu do ğruları yaş ama geçirmiş tir. Server Tanilli Nas ı l Bir Eğitim istiyoruz? Amaç yay ı nları , 5. baskı 1989, sayfa 61 26 SON KÖY ENST İ TÜL0 de ıı ba ş lanabiliyordu. Hele iki1 - y ı o ı 1l. _ ı l ı den adaylar , ı n gidecekleri köy kesin olarak belirlenirdi. İşliği de olan okullar, devlet-köylü i şbirliğiyle yapı l ı yordu. 1945'te yap ı lan 10 yı ll ı k plan gereğince. 1956'da ilköğretim 100 gerçekle- şecek; okulsuz köy ve okula gidemeyen ö ğrenim ya şı nda ki şi kalmayacakt ı . KÖY ENSTITCLERİ NI BITIREN OGRETNIENLERE (KAZ-ERKEK) VERILECEK I Ş ARAÇ VE' GEREÇLERİ Çİ ZELGES İ : i şaretliler enstitülerde yap ı l ı r - - 10-20 şerit metre, 5-10 a ğaç ve demir pergel(*), 10-20 a ğaç ve demir gönye, 2-5 kumpas, 10-20 .demir ve tahta cetvel- (*), 2-5 biz(*), 2-4 ni ş angeç(*), 10-15 isteka(*), 5-10 marangoz tezgah' ya da masa mengenesi, 3-5 demirci mengenesi, 2-4 tesfiye mengenesi, 4-6 k ı l testere tezgâh ı (*), 1-2 gönye kutusu- • (*), 2-4 .pres tahta ya da madeni levha(*), 4-8 yass ı ve yuvarlak uçlu kargaburun, 2-4 pens, 2-4 cilt tezgahl(*), 1-2 ciltçi mengenesi(*), 10-20 ka ğı t bı ça ğı (*), 2-3 arabac ı baltası (*); 4-6 keser- (*),- kı skaç(*), 4-6 kerpeten, 8-12 k4ı t makası , 2-4 tenekesi makası , 4-6 keski(*), 2-4 b ı çkı (*), 2-4 oymacı tokma ğı (*), 10-20 oymac ı kalemi, 3-5 kaba rende(*), 2-3 planye, 4-6 tornavida(*), 2-4 Ingiliz anahtar ı , 2-4 testere, 4-8 el testeresi, 2-4 k ı rklı k yayl ı davar makası (*), 4-8 tak ı m -üç çe ş it- törpü, 4-8 tak ı m -üç çe ş it- e ğe, 1-2 elnı as traş , 1-2 çivi sökme ayg ı tı (*), 2-4 c ı rcı rl ı matkap kolu, 2-4 matkap kolu ve kalemleri, 4-8 türlü i ş lere göre z ı mba(*), 4-6 oluklu bask ı (*); 2-4 sa ğl ı sollu yan bask ı (*), 6-10 a ğaç ve maden i ş leri için çekiç(*), 2-4 camcı çekici(*), 2-4 küçük örs, -2-4 bavya(*), 1-3 köSele ta şı ve tezgah ı (*), 1-2 bileyi ta şı , 4-10 boya fı rçası , toz alma fı rças ı , 1-2 e ğe fı rçası , 3-4 tutkal ve kola kab ı , bunları n fı rçalar ı (*), 2-6 badana fı rças ı (*), 1-2 çapraz ve 1-2 ya ğdanl ı k. Kaynak: Bekir &merci, Türkiye'de. İ leri At ı l ımlar ve Köy Enstitüleri, Kendi yay ı nı , 1989, sayfa 167-16'8 Enstitüyü bitirip köye yollanan ö ğretmene "geçim toprağı " denilen i şlenecek yer; tar ım için at, araba, pulluk; arı kovanları ; danıı zlik inek (bayan öğretnıene dokuma tezgMlı , örgü-dikiş makinesi) verilirdi. Ö ğretmen, kendisine verilen bu araçlarla, köylerde üretim alan ı nda da öncü olurdu. Bunun bir amacı da, öğretmeni köyden koparmamakt ı . SON. KÖY ENST İ TCLC 27 Köye yollanan ö ğretmen ile enstitülerin ili şkisi kesil ııı iyordu. Enstitü yönetimi s ı k sı k bu öğ retmenleri dola şı r; her tür gereksinimlerini sa ğ lamaya çal ışı rd ı . Köy enstitüsü müdürleri, müfetti ş leri, usta öğrencileri öğretmeni emekli olana dek izleyecekler, i şba şı nda yeti şmesini sa ğlayacaklard ı . • Ama 1946'da düzen bozuldu. Köye giden ö ğretmen, arkası nda devlet babay ı . bulamad ı . Ağası , tefecisi, üçkâ ğı t- , çı sı , politikacı sı kar şı sı ndayd ı . Köy enstitüleri kuruculan, yöneticileri, öğretmenleri a ğı r karaçalMalarla onulmaz ac ı lar içinde b ı rakı lmışlard ı . 20 köy enstitüsünden 19'unun müdürleri ba şka görevlere atand ı lar. Yüksek Köy Enstitüsü kapat ı ldı . Yüksek Köy Enstitüsü ç ı k ışl ı lar toptan askere yolland ı lar. KÖY ENSTITCLERINI BITIREN Ö Ğ RETMENLERIN SANATLARINA GÖRE VERILEN I Ş LIK TAKIMLARI: -"(*)' i şare ı lilrr rnstitülerdr yap ı l ı r— Demircilik tak ı mı : 1 demirci örsü, 3 varyos, 1 kollu demirci matkabı ve uçlar ı , 1 aç ı l ı r kapan ı r demir metre, 6 e ğe, 1 demir- . ci körüğü(*), 1 demirci testeresi kolu(*) ve testere a ğı z', 2 nokta(*), enstitüce saptanan çoklukta lehim ve ni ş ad ı r, 10 z ı mpara bezi, 2 k ı skaç(*), bölge .okullar ı na• gideceklere 1 küçük pafta tak ı mı yla kumpas ı olan boru mengenesi. Yapı cı l ı k, dülgerlik ve marangozluk tak ı mı : 1 tek yaprak rende, 1 düztaban(*), 1 s ı çan kuyru ğ u; 1 lamba rendesi(*), 1 sistre, 1 fı ç ı cı rendesi,1 sikaço, 1 çifte rende, 1 a ğaç metre,- 1 su terazisi, 1 i ş kence(*), 1 çekül, 1 ni ş angeç(*), 3 el burgusu, 2 madı rga(*), 2 mala(*), 2 tu ğ la çekici(-*), 1 demir makara,,, 1 halat, zı mpara ka ğı d ı , 2 murç(*),:l alç ı ta şı ve tas, mozayik zı mpara ta şı ve bölge okullar ı na gideceklere hortumlu su terazisi • Kı z Ö ğretmenlere verilecek araç ve gereçler: 1 diki ş makinesi, 5 deste diki ş iğnesi, 1 biçki makas', 1 mezura, 1 rület, 1 ütü, 1 ütü kol tahtas ı (*), 10 örgü ş iş i, 5 örgü tığı , 1 dokuma tezgah' ya da çorap örme makinesi ve bölge okullar ı na gideceklere 1 yün örgü Makinesi. Kaynak: Bekir Semerei, Türkiye'de İ leri At ı l ı mlar ve Köy Enstitüleri, Kendi yay ı n ı , 1989, sayfa .167-168 Biz, 1947'de. Gölköy Enstitusune bu ortamda girdik. Ama yukarda özetlenenlerin hiç ayr ı mı nda değildik (5 yıllık 28 SON KÖY ENSTİ TÜLÜ öğrenim süresince •de ayrı mı na varamad ı k ► . Bize, geçmi ş üzerine Inç bilgi verilmedi. "Tonguç" ve "Yücel" adlar ı nı yaln ı zca kimi yaz dinlencelerinde özellikle bizi a şağı lamak isteyenlerden duyard ı k. Durumu bilmediğimizden kendimizi savunamazd ı k. Bugün kimimiz biraz bilinçlenmi şsek, bunu tümüyle okul sonras ı ili ş kilerimize borçluyuz. Şimdi amlara geçeceğiz. Enstitülü; tuttu ğunu koparan bir adamd ı r. Kendisinde s ı kı bir takip fikri vard ı r. Zorluklardan yilmaz, u ğraş maktan usanmaz. Hiçbir zaman k ı zmaz ve nezaket ve terbiyenin haricine ç ı kmaz. lAf anlar, fakat ba ş tan savulmaya ve atlat ı lmaya hiç gelmez. Ahmet Emin Yalman, Yarı n ı n lürkiyesine Seyahat, Cem Yay ı nevi, 1990 bask ı s ı , sayfa 175


*

INÖNÜ EĞITMEN KURSUNDA Yeni cumhurba şkanı Ismet Inönü, ilk yurt gezisi s ı ras ı nda Gölköy'e de uğrayarak ilk-kez bir e ğitmen kursunu görecekti. Bu, Ankara'da planlanmıştı . Milli Eğitim Bakan ı Saffet Arı kan, eğitmen kursunun Inönü'ye tan ı t ı lmas ı görevini Vali Avni Doğan'a vermi şti. Tonguç da (kimbilir, Arı kan' ı n bilgisi dışı nda), Istanbul'daki müfetti şlik görevine dönen Süleymen Edip Balk ı r'a haber uçurur. Eğitmen kursu tamamlanmış ; eğitmenler köylerinde göreve ba şlamış t ı r. Kastamonu'ya gelen Süleymen Edip, do ğruca valinin yan ı na ç ı kar. Vali Avni Do ğan' şaşırı r: "- Hayrola Süleyman Edip?" "- Cumhurba şkanı gelecekmi ş buraya da. Köy i şleri üstüne..." Süleymen Edip sözlerini tamamlamadan, Avni Doğan: "- Y000k, i ş te buna gelemem! Yahu, bu ne dernek? Saffet Beyle uzun uzun konu şmuştuk. Eğitmen kursu içi ıı cumhurba şkanı nı gereği kadar aydı nlatacağıma, kendilerini bu dava için kazanma yolunda bütün gücünü harcayaca ğı ma söz vermi ştim. Dernek bana yeterli güveni yokmu ş hal..." Süleyman Edip alçaktan al ı r ve "köy hizmetlerinde detaylara inilmek ya da kimi teknik ve özel bilgiler al ı nmak istenirse, bu alanda size yard ım etmek için görevlendirilmi ş bulunuyorum" der. İ nönü gelir. milli eğitim müdürü, Inönü'nün e ğitim ve öğretim üzerine sorular ı yla adamak ı llı terlemekt6:lir. Inönü, " şu eğitmen i şini anlatı n bakay ı m bana" diye sorunca Avni Doğan: • "- Pa şam, eğitmen kursu müdürü burada. Emir buyurursan ı z ondan bilgi alı nsı n" diye araya girerek'müdürü kurtar ı r. . Süleyman Edip, tii ın ayrı ntı ları na dek Inönü'nün sorular ı - nı yan ı tlar. İnönü çok ho şnut kalır ve: SON KOY ENST İ TÜLÜ 19 "- Doğrusu az para ile çok i ş . Deminden beri verdi ği ıı iz bilgilerle i şin temeli üstüne fikir edindim. Yaln ı z, kad ı n eğ itmen i şi hiç sözkonusu olmad ı . Henüz kad ı n eğitmen yok galiba... Köyü bir de evin içinden kavramah. Belki bu. i ş için kaynak da yok. Ama ne yap ı p yap ı p bu yola girmenin çaresi ıı i şimdiden ara ş t ı rmal ı : bir kolayl ı k bulmak için hazı rlanmah. Köy, .ancak böyle bir tutumla toptan canland ı r ı - labilir. Biz, eğitmen te şkiltı na büyük ümitler ba ğhyoruz. Yaptığı nı z aç ıklamalardan ötürü size te şekkür ederim." O gün İ nönü, cumhurba şkan ı olarak ilini Türkiye'ye ilk söylevini verecektir. Avni Do ğan, Süleyman Edip'e hemen Gölköy'e gitmesini, o gün program uyar ı nca Daday'a gidileceğini ve dönüş te Gölköy'e uğramlaca ğım söyler. Eğitim çalışmaları n ı n, özellikle Tonguç'un anlad ığı anlamdaki eğitim çabalar ı nı n, sonunda tutucu ve gerici kanad ı n ekonomik ç ı karları na zarar verece ğ ini bu kanad ı n anlaması ve karşı vuru ş u hazı rlayı p uygulaması on yı l kadar sürmüş tür. İş te bu on yı ldan yararlan ı lmış tı r. Halbuki toprak reformu gibi bir altyapı devrimine giri ş ilmek istendi ğ i zaman, daha ba ş langı çta güçlü tutucu-gerici s ı nı fları n tepkisi ba ş lamış ve hiçbir ş ey yapı lmadan giri ş im durdurulmu ş tur. Böyle bir toplumsal ve siyasal yap ı içerisinde, e ğitim alan ı nda ilerlemek olana ğı ortaya ç ı ktığı zaman, bu olanaktan en iyi ş ekilde yararlanmak, yani e ğ itimin amac ı n ı , alışı lmışı n dışı na ta şı rarak, e ğitim çal ış maları n ı ilerde yap ı lacak altyap ı deği ş ikliklerini h ı zland ı racak, güçlendirecek bir yöne do ğru yürütmek, bu on y ı llı k süreyi devrime yönelme aç ısı ndan en iyi ş ekilde de ğerlendirmek demek oluyordu. İş te bu yapı lmış tı r. Engin Tonguç, Devrim Aç ı s ı ndan Köy Enstitüleri ve Tonguç, Ant Yay ı nları , 1970, sayfa 119-120 Daday dönüşü İ nönü Gölköy'e uğrar. Süleymen Edip, kad ı n-erkek köylülerle cumhurba şkan ı n ı karşı lar. Vali Avni Doğan' ı n da katkı sı yla tüm yap ı lanlar ve eğitmen kursunun amacı Inönü'ye anlat ı lı r. İ nönü çok ho ş nuttur. Ertesi gün Süleyman Edip'i vali ça ğırı r. İ liıı tüm ilerigelenleri oradad ı r. Avni Do ğan Ş öyle konu şur: 20 SON KÖY ENSTİ TÜLÜ "- Arkada şlar, şimdi cumhurba şkan ı hazretlerinin bana verdi ği şerefli bir görevi yerine getir ı-nekle büyük bir zevk duyaca ğım. Süleymen Bey, yakla şı r mı sı nı z? Cumhurba şkan ı hazretleri buyurdular ki, 'e ğitmen kursu müdürünün gerek vilayet kona ğı nda yap ı lan görü şmeler sı rası nda eğitmen kurslar ı ve eğitmenlerle ilgili olarak verdi ği genel bilgi; gerekse kursu ziyaretimde bu konunun özel ve teknik yanlar ı nada girerek yaptığı aç ı klamalar, benim için pek yararl ı olmuş- tur. Ad ı ma kendisini tebrik edin ve gözlerinden öpünüz!' Gelin sizi kucaklayay ı m!.." Süleyman Edip, durumu telle Tonguç'a ula ştırı r. Tonguç da, Süleyman Edip`in Istanbul'a Ankara üzerinden dönmesini ister. Ankara'da bulu ş tukları nda Tonguç, Süleyman Edip'in boynuna sar ı l ı r, yanaklar ı ndan öper: "- Sa ğol Edip. Çok iyi bir i ş ba şard ı n. Artı k bu alandaki çalışmalar ı mı z daha kolay, daha güçlü ve elbet daha güvenli bir doğrultuda geli şecek. Haydi sen de evine, çoluğuna çocuğuna dön! Bundan sonra içimiz ferah ve uykular ı nı z rahat olacak..." Süleyman Edip Balkır, Ismail Hakkı Tonguç'la. Gölköy Eğitmen Yeti ştirme Kursunun 2. dönemini de (1939) Süleyman Edip Balk ı r yönetir. 184 aday ın kurs gördüğü bu dönemde eğitmen kursunun topraklar ı güneye doğru geni şletilerek, aç ılacak olan köy öğretmen okuluna hazırlık yapı lı r. SON KÖY ENSTİ TÜLÜ 21 K