Yoksulluk bu, inceden işler!

KÖY ENSTİTÜLERİ

KAYNAK: En çok da çocukları vurur derler. Hele köy yerinde yoksulluk öyle bir haldir ki çeken bilir, çekemeyene davul sesidir, uzaktan gelir. 1940’larda bu yoksulluk evi barkı, köyü şehri, tüm ülkeyi sarar. Böyle bir çağda biri kapıyı çalar: “Çocuğunu okutalım, ona iş öğretelim, eli ekmek tutsun, köyünü gönendirsin!” der. Köylü kabul edince köy enstitüleri hayat bulur, çocukların eli ekmek tutar. Varı yoğu olmayanın eli ayağı, kolu kanadı olur köy enstitüleri. Çocuklar ki hepsi yoksul, hepsi tutsakken çaresizliğe enstitülerin ışığına sarılır. Eğitim seferberliğinin ilk emekçileridir onlar.

Bu enstitülerin “yüksek” sıfatına erişeni, Hasanoğlan Köy Enstitüsünün ilk harcı da bir temmuz günü karılır. Hasanoğlan, yazının yüzüdür. Kurak ve sıcaktır. Öğrenciler, bilmez yorulmak nedir, vururlar kazmayı susuzluktan kuruyan toprağın tam kalbine. Ona can verirler elleriyle. 1941 yılında bir ışık yükselir başkentin doğusundan, Hasan Dağı’nın eteğindeki o köyden. Hala ayaktadır o çocukların minik elleriyle diktikleri binalar ve ağaçlar...

Yıl 1937... zafer kazanılalı on beş yıl olmuş ve ülke düşmanların elinden alınmıştır. Ancak en büyük düşman olan cehalet hala devam etmekte ve 16 milyon olan ülke nüfusunda okuryazar sayısı 2,5 milyondur.

Bu cehaletin yok edilmesini isteyen Mustafa Kemal ve arkadaşları Kurtuluş Mücadelesinde olduğu gibi askerleri devreye sokar ve önemli bir düşman olan cehaleti onlarla yenmeyi planlar.  Okuma yazma bilen çavuşları kendi köylerinde eğitmen olarak görevlendirir ve projenin başına Gazi Eğitim Enstitüsünde el işi hocalığı yapan İsmail Hakkı Tonguç getirilir. Köyde eğitim konusunda araştırmalar yapan Tonguç, İlköğretim Genel Müdürü olarak hizmet vermeye başlar. Okuma yazma bilen 85 çavuş Eskişehir Çifteler’de 6 aylık bir eğitime alınır ve bu projeden bir yıl sonra köylere öğretmen yetiştirmek üzere Çifteler’de ilk eğitmen kursu açılmış olur.

İsmet İnönü Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Milli Eğitim Bakanlığına felsefe hocası Hasan Ali Yücel getirilmiştir. Yücel, özerkliği güvence altına almaya çalışarak Üniversiteler Kanununu çıkarmış, en önemlisi de Dünya Klasikleri çevirtmek için bir tercüme bürosu kurdurmuş ve 500’den fazla eseri Türkçeye kazandırmıştır.  Ancak Yücel’in en büyük projesi Köy Enstitüleri olur.

Köy Enstitüleri Ülkede Esen Yele Yön Değiştirtti
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjep6NaMeCSLl7ely7QxvuG7CUUKogmYs4QELdzWME4dPz0Z91mMZwS4746FK2zu9vdJKoDQB3xiAukWZfV6GcNbooWNk-mxLP-IpsnzyHde49NEAHZuGf5POR_G_rvz_3rZyz3o2E8f1Q/?imgmax=800
Cumhuriyetin en önemli hamlelerinden biri olan Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940 yılında çıkarılan “Köy Enstitüleri Kuruluş Yasası”yla hayata geçirilir. Hedef, köylerin kalkınması için gerekli öğretmenlerin yetiştirilmesinin yanı sıra enstitülerde bilgiyi iş haline getiren bir eğitim sisteminin oluşturulmasıdır. Bu yüzden okuma yazma öğretmenin yanı sıra modern tarım teknikleri, marangozluk, müzik ve sağlık eğitimleri konularına da yer verilir. Bu eğitim projesi sayesinde geri kalmış bölgeler kalkınır. Hasan Ali Yücel, Tonguç’un vekâleten yürüttüğü görevde asil olmasını isteyerek Köy Enstitülerini kurma yolunda yol arkadaşı olarak İsmail Hakkı Tonguç’u seçer.
Köy Enstitüleri Amblemi
 
Ülke genelinde 20 Köy Enstitü açılır. Açılan bu enstitüler: Adana-Düziçi-Antalya-Aksu, Malatya-Akçadağ, Isparta-Gönen, Adapazarı-Arifiye, Balıkesir-Savaştepe, Trabzon-Beşikdüzü, Kayseri-Pazarören, Kars-Cılavuz; 1941’de Ankara-Hasanoğlan, Konya- İvriz; 1942’de Diyarbakır-Dicle, Erzurum-Pulur, Sivas Yıldızeli; 1944’de Aydın- Ortaklar; 1948’de Van Erciş Köy Enstitüleridir.

Hasan Ali Yücel’in köy enstitüleri projesi Dünya Eğitim Ansiklopedilerine Türk buluşu kurumlar olarak geçerken, dış dünyada şu şekilde yorumlanır:

“Son yıllarda hayalimdeki okullar Türkiye’de kurulmaktadır. O da Köy Enstitüleridir (Prof.J.Dewey).
Köy Enstitüleri, Kemalist Türkiye’nin kendine has, özel bir buluşudur (Friedric W. Fernau).
Dünyanın hiçbir yerinde böyle yararlı ve anlamlı kurumlar görmedim (G. Duhamel- Fransız düşünürü).
Köy Enstitüleri eşsiz bir buluştur, Türk eğitim sistemi bu yolda geliştirilmelidir (Watson Dickerman, ABD’li eğitim uzmanı).”

Köy enstitülerinin kuruluşundan 47 yıl sonraTürk gazeteciliğinde önemli bir yere sahip olan Uğur Mumcu, Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde köy enstitüleri hakkında düşüncelerini şu şekilde kaleme almıştır:

“Köy enstitülerini kuranların ve bu enstitülerden yetişenlerin tarihe karşı, topluma karşı sorumlulukları var. Yoksul köy çocuklarını alıp bu Enstitülerde yetiştirmenin, yetiştirirken de onlara üretime dönük beceri kazandırmanın amacını ve felsefesini anlatmak, tarihe ve topluma karşı bir borçtur. Türkiye gibi yoksul bir ülkede, kırsal kesimin yüzyıllarca kendi yazgıları ile baş başa bırakılmış insanlarını devlet okullarında yetiştirmek, bu yoksul kır emekçilerinin çocuklarına “çağdaş” insan olmanın yollarını ve yönetmelerini göstermekti köy enstitülerinin amacı… Türkiye köy enstitüleri deneyi ile Atatürkçü, laik ve üretime dönük bir eğitim sistemine yönelmek istedi ve bu yolla adımlar attı. İ. Hakkı Tonguç’un bilinci, öncülüğü ve Hasan Ali Yücel’in desteği ile köy enstitüleri kuruldu ve gelişti…”
Enstitülerin Beyni ve Kalbi: “Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü”
  
Mustafa Güneri'nin "Hasanoğlan Kurulurken" adlı fotoğraf albümünden
 
Köy enstitüleri içerisinde kuşkusuz en önemlisi Hasanoğlan YüksekKöy Enstitüsüdür. Başkent Ankara’ya bağlı bir enstitü olmasının yanı sıra “Enstitülerin beyni ve kalbi” olan yüksek köy enstitüsünün bu kurumun içinde bulunması, yeni eğitimi örgütlemede, geliştirmede etkin rol oynaması Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünü önemli kılmıştır. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü, enstitülere öğretim üyesi veya müfettiş yetiştirmek amacıyla kurulmuştur.

Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünün 1941 Nisan ayında 266 Kepirtepe Köy Enstitüsü öğrencisinin Hasanoğlan’a yerleşmesiyle kuruluşuna başlanır ve enstitünün ilk öğrencileri okul, cami ve çadırlarda konaklar.



“Öğrenciler çadırlarda, camide, ilkokulda yatıyor, barınıyorlardı. Dersler açık havada yapılıyordu. Bir köy evi kiralanmış, mutfak olarak düzenlenmişti. Yemek ilkokulun yanına kurulmuş sundurmanın altında yeniyordu. Kısa bir süre sonra asıl enstitü alanındaki yapı işleri başlayacaktı.”

Öğrenciler eğitimlerine devam ederken bir yandan da enstitü inşaatında çalışırlar.   Hasanoğlan kışında -20,-30 derecelerde bile küçük eller iş başındadır, yıl 1941 dir. Eğitmenler, öğretmenler, öğrenciler ellerinde kazma-kürek ve yapı malzemeleriyle inşaata girişirler. Eşi görülmemiş bir çalışmaya imza atan minik eller kireç eritmiş, harç karmış ve tuğla dizmiştir.


10 Temmuz 1941 yılında temeli atılan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünde 1942 yılına kadar yatakhane, ahır, öğretmen evi, iki tane okul binası ve kümes yapılması planlanır. 1945 yılına gelindiğinde öğrenciler tarafından yapılan binaların sayısı 43 olur. Yapılan binalar arasında sinema, açık hava tiyatrosu ve müzik salonu da vardır.




Hasanoğlan Köy Enstitüsünde Yaşam

Enstitüde öğrenciler güne halk oyunlarıyla başlarlar, daha sonra arkadaşların fırında pişirdiği ekmeklerle kahvaltılarını yaparlardı.  Enstitü büyük bir kütüphaneye sahipti ve Hasan Ali Yücel’in çevirisini yaptırdığı Dünya Klasikleri bu kütüphane raflarında yerlerini almıştı.  Saat 7.30’dan sonra serbest okuma yapan öğrenciler bir yıl içinde 25 klasik eseri okumak zorunda idi, ayrıca isteyen öğrencilere mandolin, keman ve bağlama dersleri de verilirdi. Bağlama derslerini kimi zaman Âşık Veysel verirdi. Anadolu’dan gelen bu köy çocukları okuduklarından, dinlediklerinden, gördüklerinden çok etkilenir, etkilenmekle de kalmayıp örnek alırlardı.  Köy Enstitülerinde adeta Türkiye’nin geleceğine damgasını vuracak aydınların tohumları atılmaya başlanmıştı.
Enstitüde  ders programları;
  • Serbest okuma saatleri
  • Orta öğretim derslerinden oluşan programlar ( derslerin %50’sini kapsamakta)
  • İş eğitimi konulu dersler; tarım dersleri alan öğrenciler modern zirai teknik konularda yetiştirilir ve öğrenciler tarafından tarlalara ekilen mahsul daha sonra yine öğrencilerin sofralarına yiyecek olarak dönerdi. ( Program derslerin %25’ini kapsamakta idi )  
  • Teknik  dersler; Erkek öğrenciler demircilik ya da marangozluk eğitimi alırken, kızlar da el işi, dikiş ya da yemek iş kollarından birini seçiyordu.  ( Program derslerin %25’ini kapsamakta idi )  
Koyun gütmekten tarla çapalamaktan başka bir şey bilmeyen köy çocukları, enstitüde aldıkları eğitimle birer aydın olarak köylerine dönecekler ve öğrendiklerini uygulayarak köylerini kalkındıracaklardır.

Enstitüde her cumartesi eleştiri toplantıları yapılır, geçmiş hafta değerlendirilip yanlış uygulamalar eleştirilirdi. Her öğrenci bir müzik aleti çalmayı öğrenmek zorunda idi. Sanat derslerine Ankara Konservatuarının en iyi hocaları gelir; Batı Edebiyatı derslerini Sabahattin Eyüboğlu, müzik derslerini Aydın Gün, Veysel Arseven ve Ruhi Su verirdi. Köy öğrencileri Fransızcayı Vedat Günyol’dan, tiyatroyu Mahir Canova ve Ulvi Uras’dan öğrenirlerdi.

Bir anfi tiyatro inşa eden öğrenciler, açılışta Sofokles’in Kral Oidipus oyununu sergilemişler,  Moliere, Shakespeare, Çehov oynamış, köylüler de izlemişlerdi.

  
“Hasanoğlan’ın bahçesinde Klasik Yunan heykellerinin kopyaları vardı. Okul, şan dersi alan öğrencilerin koro çalışmalarıyla çınlıyor, çayır üzerinde resim çalışması yapan, voleybol oynayan ya da mandolin çalan öğrencilerle alışılmadık bir köy manzarası ortaya çıkıyordu.”

Tarih 27 Kasım 1947 yılını gösterdiğinde Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü “benzer başka okullar olduğu gerekçesiyle” kapatıldı.

“Yüksek Enstitü, köy eğitim sisteminin beliydi.
Bel kırılmıştı.
Ve kırılan yer, bir daha kaynamayacaktı.”

Kapatılan Enstitü 678 öğretmen, 774 sağlık memuru, 213 yüksek kısım ve 102 geçici kurs mezunu vermiştir.

Not: Köy Enstitülerinde eğitim almış öğrenciler şimdinin aydınları… Enstitü eğitmenlerini ve öğrencilerini saygıyla anıyoruz:

Ali Osman Yıldızhan (İlk Eğitmen)
Emin Güney (Hasanoğlan Köy Enstitüsü öğrencisi)
Talip Apaydın (Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü öğrencisi)
Halise Apaydın ( Cılavuz Köy Enstitüsü öğrencisi)
İhsan Güvenç (Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü öğrencisi)
Abdullah Özkucur (Çifteler Köy Enstitüsü öğrencisi)
Hasan Başaran (Kepirtepe Köy Enstitüsü öğrencisi)
Turgut Kavraal ( Pazarören Köy Enstitüsü öğrencisi)
Mustafa Aydoğan (Çifteler Köy Enstitüsü öğrencisi)
Pakize Türkoğlu (Aksu Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü öğrencisi)
Mehmet Başaran (Kepirtepe Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü öğrencisi)
Kaynaklar

Fotoğraflar, Mustafa Güneri'nin "Hasanoğlan Kurulurken" adlı fotoğraf albümünden alınmıştır.
Can Dündar; Köy enstitüleri, Ankara, İmge yayınları, 2011.
Engin Tonguç, Bir Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç (Yaşamı, Öğretisi, Eylemi), Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Yayınları, 5. Baskı, 2009.
Galip Candoğan; Köy Enstitüleri Sistemi ve Çağdaş Eğitim, İzmir, 1993. Akt.: Şinasi Sönmez, Eğitim ve Siyasette Hasan- Âli Yücel, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara,2000.
Köy Enstitüleri Belgeseli (Hazırlayan ve Sunan: Can Dündar- Yönetmen: Soner Sevgili), Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı- T.C Kültür Bakanlığı Katkılarıyla.
Köy Enstitüsü Programları: 1936-1953, Ankara, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, 2004.
Kuruluşunun 70. Yılında Bir Toplumsal Değişim Projesi Olarak Köy Enstitüleri Sempozyumu, Yayına Haz.: Hülya Biçicioğlu, Berrin Gürsoy, Hacer Hancı, Kastamonu, 2010 .
Mahmut Makal; Köy Enstitüleri ve Ötesi, İstanbul, Literatür Yayıncılık, 2009.
Mehmet Başaran, Büyük Aydınlanmacı: Öğretmenim Hasan Âli Yücel, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
Mustafa Güneri; Hasanoğlan Köy Enstitüsü Kurulurken”, İstanbul, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2004. 
Nedim Menekşe; Kapatılışlarının 50. Yılında Köy Enstitüleri Gerçeği, İzmir Aday Basım, 2005.
Niyazi Altunya; Köy Enstitüsü Sistemine Toplu Bir Bakış, İstanbul, Cumhuriyet Yayınları,3. Basım, 2010.
Sabahattin Eyüboğlu;
Uğur Mumcu “17 Nisan” başlıklı yazısı,  17 Nisan 1987 Cumhuriyet Gazetesi- Akt.: Yalçın Kaya, Bozkırdan Doğan Uygarlık Köy Enstitüleri, Cilt II, 2001.